18 Kasım 2008 Salı

Andrés D'Alessandro

Çok klişe gelebilir.Hemen her futbol blog'da yada site'de onunla ilgili haberlere rastlayabilirsiniz.Ancak benim kendime sözüm vardı günün birinde bu adamı yazacaktım.
Yıl 2002, o zamanki ev arkadaşımla yurtdışındaki maçlara bakarken yanılmıyorsam FoxSport'ta Arjantin liginden maçlar yayınlanırdı. Bir gece River Plate'in maçına denk geldik ve seyretmeye başladık.River Plate, Arjantin'de ki takımımdır.Büyük hayranlık duyarım.(Mariano Repetto duymasın) O sene Ortega ,Parma fiyaskosundan sonra yuvaya dönmüş,biz ise tam onun Apertura'da ki maçlardan birine denk gelmiştik. Merak da ediyordum River'da ki performansını. İlk maçı nefessiz seyrettiğimizi hatırlıyorum.Ortega döktürmüştü ama yanında genç bir çocuk vardı esas bizim dikkatimizi çeken.Topu her ayağına aldığında , Ortega ile inanılmaz işler yapıyordu.O sene sürekli River'ın maçlarını takip etmeye başlamıştık.21 yaşındaki Andrés D'Alessandro o sene River Plate'i şampiyon yapmıştı Ortegayla.Abartı değil böyle olmuştu gercekten.Rakip defans bu ikiliyi nasıl tutacağını şaşırıyordu.Dört senelik Avrupa fiyaskosunun ardından Ortega da ,Andrés sayesinde yeniden formunun zirvesindeydi.

Sonrası ise vahimdi.Bir sene boyunca çok maçını izlediğim Ortega fenerbahçe'ye, D'Alessandro ise Wolfburg'a gidiyordu.Ortega ezeli rakibimiz için gerçekten müthiş bir transferdi.Ancak istenileni veremeyeceğinden adım gibi emindim.Çünkü fenerbahçe önemli bir detayı atlayıp yanına ekürisini almamıştı.

D'Alessandro o sene müthiş çıkışının karşılığını iyi bir transfer ücretiyle alıyordu.2003 senesinde 9 mio eu karşılığında Wolfburg'a transfer olduğunu öğrendiğimde ikinci hüsranımı yaşıyordum.Çünkü çok ama çok daha iyi bir takımı hakediyordu aslında.Man.Utd,Chelsea yada Barça'ya çok yakışırdı.Almanya'da istatistikleri kötü gitti.Portsmouth'da kiralık oynadı ,sonra Zaragoza macerası,ve şimdi de Brezilya...Internacional çok da kötü bir kariyer sayılmaz ama yine de Andrés daha iyisini hak ediyordu.Galatasaray'a gelecek olsa günün birinde ,havaalanında o kaşkolu boynuna takacak kişi ben olmassam adam değilim.Buraya yazıyorum.


Andrés D'alessandro
Yükleyen RuTaRzgz

Ken Block Gymkhana Practice


SUBARU IMPREZA KEN BLOCK
Yükleyen nismeo

Motor sporlarından hoşlanmam ,anlamam da...Arabayı orta şeritte kullanırım ,hızı sevmem,sinyalimi verir, trafik kurallarına,işaret ve işaretçilerine maksimumum uymaya özen gösteririm.Futbolun dışına çok taşmak istemiyorum ama neticede abi kullanmış makinayı,kullanmakla kalmamış şımardıkça şımarmış... Kaan saolsun gönderdi bende paylaşayım dedim ama sormadan da edemedim...bunu cadde de yapanlara "apaçi" demiyomuyduk biz be abi ? :)
http://listen.grooveshark.com/song/Kickstart_My_Heart/12506185

ps1:videodan ziyade şarkı cuk oturdu...birlikte izlenmesi vaciptir.
ps2:şarkıyla izleyince düşündüm...kickstar dinlenirken limit aşılabilir.hafifletici sebep...
ps3:ota boka şarkı bulacam diye blogu pazar keyfi kafasına soktum...tamam söz bundan sonraki 5 post komple futbol...

Günün anlam ve önemine istinaden

http://listen.grooveshark.com/song/Only_Happy_When_It_Rains/61560 (santrayla 3'lü tadında)
http://listen.grooveshark.com/song/It_Always_Rains_On_A_Picnic/3100069 (Sinan Engin için;bkz.bi alt post )
http://listen.grooveshark.com/song/Everytime_It_Rains/164052 (Aziz Yıldırım ve Mahmut Uslu için)
http://listen.grooveshark.com/song/Rains_On_Me/22764 (pamuk tarlasından ötenazi kafasına)
http://listen.grooveshark.com/song/The_Larry_Elgat_Orchestra/3248991 (uzun bastonlu şemsiye tadında)
http://listen.grooveshark.com/song/When_It_Rains/1919257 (ustaya saygı kuşağı,largo albümünü groove'dan dinleyin özellikle jeff ballard abimin bagetine kurban)
http://listen.grooveshark.com/song/When_It_Rains/5447059 (uykuluk)
http://www.meteor.gov.tr/2006/tahmin/tahmin-turkiye.aspx
2 gün daha rahatız...

Piknik tadında

Modern psikiyatride "Piknik" tabir ettiğimiz bir beden yapısı mevcut.Kretschmer isimli psikiyatrist abi Piknik tipi şöyle tabir etmiş: "Tıknaz gövde, geniş yüz, kalın boyun, geniş viseral boşluklar,ince kol ve bacaklar ve cilt altı yağ tabakası birikimine yatkınlık" .Üstelik piknik tiplerin, siklotimik mizaç ve duygusal (affektif) psikozlar arasında ilişki bulmuştu.
Psikiyatrist değilim ama liseden kalma psikoloji dersi bilgimle(nasıl bir konu işlemişsek hala unutmamışım) "piknik"beden tipi diye birşey olduğunu hatırlarım.Genelde bu abilerimiz neşe adamıdır ,zevk adamıdır.Rakıyı bile farklı içerler sanki.Muhabbet esnasında öyle cümleler çıkar ki en has yazardan tiyatrocudan çıkmaz o cümleler. Ocakbaşı,rakı-balık,vb muhabbet ortamlarının en has adamlarıdır piknik tipi abilerimiz....Adı üstünde zaten piknik tipi abilerden depresif bir yapı beklememek lazım....
Ara ara eksikliğini hissetmiyor değilim Sinan Engin'in. %100 piknik tipi olan bu abimiz arada toplumun üzerindeki ölü toprağını atardı,güldürürken düşündürürdü(!) bizleri...Neşeliydi,benim diyenin çıkartamayacağı cümleleri vardı.O kadar güzel bir abimizdi ki yaptığı gafla yılların Bekosunu sildi Beşiktaş'tan.....Bu bölümde unutulmaz Sinan Engin repliklerinin bazılarını hatırlayalım ve hep birlikte piknik beden bu güzel abimizi özleyelim.
Beko'yu silen piknik sohbeti;
"Biz BMW'yiz, onlar ise Şahin"
Siyah-Beyazlı ekibin menaceri Sinan Engin, Galatasaray’ın Bratu, Petre, Fenerbahçe’nin ise Petkov ve Servet’i transfer etmesini ilginç bir açıklamayla değerlendirdi. Oldukça iddialı konuşan Engin, "Aldıkları futbolcular kaliteli. Ancak bizim yanımıza bile yaklaşamazlar. Beşiktaş BMW ise, onlar da Şahin. Biz her iki rakibimizden de 10 gömlek üstünüz" ifadesini kullandı.
Şahin'in ve Beko'nun Koç grubu içinde süt kardeş olduğuna uyanamaması benim en pikniğim...

Beşiktaş tribünlerinin benimsediği "ayı sinan","bidon","biftek" lakapları

Lucescu'nun "bütün gün odasında oturup fashion tv seyrediyordu" suçlamasına, "onu da yaparım, at yarışı da izlerim. multikültür bir insanım ben" unutulmaz piknik laflarındandır.

Ankaragücü'nde oynarken kendisine antrenman sahasinda "lan tombik! adam gibi oynasana lan!" diye seslenen ankaragucu taraftarini tokat icinde birakması piknikçiliğiyle çelişti bir an,düşündük...

Kura çekiminin ardından; "şimdi bana sorsanız marsilya'yı mı istersiniz inter'i mi diye inter'i isterim ben de. daha dişimize göre, açık futbol oynayan bir takım" cevabı da neşeliydi...

Benim en iyi ikincim ise Liverpool maçından sonra verdiği yorumdu; "elin adamı acımıyor böyle yakaladımı 8 tane atıyor ,vakit kalsa daha da atarlardı" pikniğiydi....

ps:Piknik diye bir bisküvi vardı...Minimal bisküvi tarzının ilk örneklerindendi yurdumun...Çok sevmezdim ama saygı duyardım...Yıllara yenik düşmeyen, mağrur bir duruşu vardı raflarda...Nevizade'de gördüğümüz bıyıklı,her aksam bi teki olan,sessiz , jilet gibi takım elbise ile dolaşan, kafası hep dolu adam gibiydin sen "piknik" Hey gidi...

17 Kasım 2008 Pazartesi

Sendrom çıkışı

http://listen.grooveshark.com/song/Fly_to_the_Angels_Acoustic_/5395149

Farka Saygı

Efendim ben Galatasaray'lıyım ,fenerli olan çok arkadaşım var bir o kadar da Beşiktaşlı olan var hatta Antalya'lı, Kocaeli'li ,Ankaragüçlü,Kaflaflı olan var sonra Boca'lı olan var ,bayaa bir Liverpool'lu,Milwall'lu olan var ,River'lısı da mevcut ..."Farklıyız çünkü Xsporluyuz" durumu bir yerde.
Efe Işıldaksoy sıkı Galatasaray'lı bir dostum hatta kardeşi Mert eski sporcularımızdan.Efe duyarlı çocuk benim gibi kütük değil.Bir ara sohbet ederken "Farka Saygı" usta dedi...Ne ki o dedim. Sergi dedi..."Nasıl ki doğa kendinden farklı olanlara kucak açıyor o kaotik mevzuudan aslında uyum doğuyor insanlarda buna uyabilir " kafası bu sergi.
13-21 Aralık 2008 tarihleri arasında Taksim metrosunda yürürken biraz daha dikkatli bakın bir noluyor ...genel olarak noluyor ?
http://www.trendshowserbestbolge.com/

16 Kasım 2008 Pazar

7/24 tokatlanasıca

döner de olur...